Kafkasya'da Hızla Artan Gerginlik ve Perde Arkası
Kafkasya’da son aylarda dikkat çeken gelişmeler, bölgenin istikrarı açısından kritik bir tabloya işaret ediyor. Azerbaycan ve Ermenistan, 2020 Karabağ Savaşı sonrası dönemde sürdürdükleri gergin diplomasi trafiğinde yeni bir aşamaya gelmiş durumda. Liderler arasındaki görüşmeler, gerginliğin yerini karşılıklı güvene bırakmaya başladı. Amerika’nın ve Ankara’nın da arabuluculuk teklifleri, Zengezur Koridoru başta olmak üzere kritik konularda çözümler içeriyor.
Ermenistan’ın Politikası ve Güvenlik Öncelikleri
Ermenistan tarafında iç politika ve dış denge arayışı göze çarpıyor. 2025’e girerken Başbakan Paşinyan hükümeti, 2020 sonrası kayıpları ve mülteci sorunları nedeniyle halk baskısını azaltma gayreti içinde. Olası darbe girişimleriyle başı dertte olan hükümet, bu çerçevede güvenlik kaygılarını gidermek için Rusya ve Batı arasında manevra alanı arıyor. Geleneksel müttefiki olan Rusya’dan askeri destek beklentisi süregelirken, Ukrayna Savaşı nedeniyle Moskova’nın bölgeye ayrılan dikkatinin azaldığı görülüyor. Bu yüzden Ermenistan, Avrupa’ya yönelimini güçlendirdi: Avrupa Birliği ile ilişkiler sıklaştı, ABD’deki Ermeni lobisinin desteği göz önünde bulunduruluyor.

Buna karşılık Azerbaycan’dan gelen askeri tehdit olasılığı, Erivan’ı diğer bölge devletleriyle güvenlik işbirliğine yöneltiyor. Son yıllarda İran ve hatta Çin gibi güç merkezleriyle de diplomatik temaslar çoğaldı. Görüşme trafiği açısından, Ermenistan liderleri sıklıkla müzakere masasına oturuyor. 2024’te hem Moskova’da hem de Pekin’de üst düzey görüşmeler yapıldı, Azerbaycan’la temaslarda ise Avrupalı arabulucular zaman zaman devreye girdi. Birleşik Arap Emirliklerinde düzenlenen ortak müzakerede kısmi sonuçlar alındı.
Azerbaycanın politikası ve hedefleri
Azerbaycan’ın politikası ise 2020 sonrası kazanımları kalıcı hale getirmek üzerine kurulu, bunun için sınır güvenliğini güçlendirmek ve caydırıcılığı artırmak stratejik öncelik.
Bir diğer önemli hedef ise “Zenzegur Koridoru”. Peki bu koridorun faydaları ne? Başlıca sıralayacak olursak:
-Zengezur Koridoru Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kesintisiz kara ve demiryolu bağlantısı sağlar
-Bu bağlantı transit ticaret sürelerini kısaltır ve lojistik maliyetlerini düşürür
-Türkiye ile bölgesel entegrasyonu güçlendirir ve ticaret yollarını genişletir
-Enerji ve lojistik güzergahlarını çeşitlendirerek bağımlılıkları azaltır
-Nahçıvan’ın ekonomik izolasyonunu sona erdirir ve yerel kalkınmayı destekler
-Kısacası Zengezur sadece bir yol değil bölgesel entegrasyon ve ekonomik refahın anahtarlarından biridir
Rusya ile dengeli pragmatik ilişki arayışı sürüyor Moskova ile rekabetten çok nüfuz alanını yönetme önceliği var. İç politikada ise milliyetçi söylemler güçlenirken ekonomik reform ve yabancı yatırım çekme ihtiyacı belirleyici duruyor.
Rusya’nın Rolü ve Bölgesel Yaklaşımı
Kafkasya gerilimi bağlamında Rusya’nın bakış açısı çelişki içeriyor. Sovyet sonrası dönemde Ermenistan’ı güvenlik omurgasında tutan Moskova, 102. Rus Üssü gibi askeri varlıklarla Erivan’a garantiler sunuyor. Buna karşılık Azerbaycan’la da ilişkileri yönetmeye çalışıyor. Bakü, Moskova ile enerji işbirliğine devam ediyor ve Rusya’ya itidal çağrısında bulunuyor.
Son dönemde yaşanan gelişmeler, Rusya’yı bölgedeki rolünü yeniden gözden geçirmeye itti. Ukrayna Savaşı nedeniyle askeri kapasitesi sınırlanmış olan Kremlin, taraflar arasındaki çatışmanın patlak vermesini önlemek istiyor ama şeffaf bir arabuluculuk pozisyonu sürdürmekte de güçlük çekiyor. Tarafların Rusya’nın boşluğundan faydalanıp Avrupa ve Amerika ile sıkı ilişkiler kurması ise Kremlin için yeni bir güvenlik sorunu yaratmakta.
Öte yandan Rus medyası, zaman zaman Azerbaycan’ın stratejik hedeflerine eleştirel yaklaşsa da, devletin resmi politikasında Ermenistan’a taviz verme eğilimi seziliyor. Bu denge arayışı, üçüncü tarafların aktif rol almasına zemin hazırlıyor. Türkiye, İran ve Çin gibi dış aktörlerin Kafkasya’ya ilgisi artarken, Rusya hem jeopolitik nüfuzunu kaybetmemeye çalışıyor hem de Türkiye-Azerbaycan ittifakı ile Gürcistan-Osetya üzerinden Batı etkisine karşı stratejisini revize ediyor. Kısacası, Moskova hâlihazırda çatışmayı doğrudan körüklemek yerine bölgesel istikrar formülleri arıyor.
Gürcistan’ın Durumu
Gürcistan, Kafkasya’nın diğer önemli ayağı olarak olayları uzaktan izliyor. Başkent Tiflis, sıcak çatışmalardan uzak durma eğiliminde ama hem toprak bütünlüğü kaygısı hem de jeopolitik açılarından hassas. Abhazya ve Güney Osetya gibi statüko sorunları nedeniyle zaten Rusya ile gerilimi bulunan Gürcistan, Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının kendi sınırlarına yansımasından endişeli. Örneğin, Azerbaycan’dan Ermenistan’a giden doğalgaz ve petrol nakil boru hatları Gürcistan’ı da ekonomik açıdan etkiliyor. Şu an itibarıyla Gürcü yönetimi bölge gerginliğini azaltacak çok taraflı diyaloğu destekliyor; herhangi bir askeri çatışma çıkması durumunda Türkiye ve Azerbaycan ile işbirliğine öncelik verebilir. Ancak son haberlere göre (Agos gazetesindeki analizlere göre) Gürcistan’daki bazı milliyetçi gruplar Azerbaycan’a daha yakın bir duruş sergilemeye başladı. Tüm bunlar, Gürcistan’ın daha ziyade denge siyaseti izlemek zorunda olduğunu gösteriyor.
Türkiye’ye ve Bölgeye Yansımalar
Kafkasya’daki gerilim, Türkiye için bir yandan stratejik bir fırsat diğer yandan da tehlike barındırıyor. Ankara-Bakü ilişkisi “iki devlet, tek millet” anlayışıyla gelişirken, Türkiye ile Ermenistan arasındaki kapalı sınır yıllardır kaldırılmayı bekliyor. Azerbaycan’ın bölgedeki gücü arttıkça Türkiye, enerji tedariki ve ulaşım koridorları (Bakü-Ceyhan, TANAP) üzerinden doğrudan menfaat sağlıyor. Bu işbirliği, Ermenistan’ı izole edici bir yönde ilerlerse, Türk-Ermeni sınırının açılması ve normalleşme süreci gecikebilir. Öte yandan Türkiye, bölgede barış istemini sık sık dile getiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer Türk diplomatlar, “Barışa devam” mesajı veriyor; özellikle Zengezur Koridoru konusunda masada pragmatik çözümler bulunabileceğini savunuyorlar. Ancak Ankara’nın duruşu, Ermenistan’da tepkiyle karşılanıyor. Türkiye kamuoyu Azerbaycan’ın yanında yer almaya eğilimli; bu durum Ankara’nın diplomatik tercihlerinde belirleyici oluyor. Son günlerde medyada yayılan haberlere bakılırsa, Türkiye’nin Kafkasya politikası daha da aktifleşti: Türk askeri uzmanları Azerbaycan’da eğitim veriyor, askeri tatbikatlar devam ediyor ve Türk basını bölgedeki gelişmeleri yakından izliyor. Ancak bu eğilim, Moskova’yla ilişkileri zaman zaman geriyor ve Türkiye’yi yeni sorularla karşı karşıya bırakıyor.
Beyaz Sarayda Azerbaycan-Ermenistan Görüşmesi ve Bazı İddialar
Barış anlaşmasının imzalanması beklenilirken,
Beyaz Sarayda yapılacak olan anlaşma kapsamında Nahçıvan ile Azerbaycan’ın geri kalanını birbirine bağlayacak olan Zengezur koridorunun ABD’ye devredilmesi bekleniyor.
-ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, koridorun 100 yıllığına ABD idaresine devredileceğini belirtmişti.
Koridorun isminin ise “Uluslararası Barış ve Refah Trump Yolu” olacağı iddia ediliyor
+Koridorda Ermeni yasaları uygulanacak ve ABD tarafından altyapı ve geliştirme çalışmaları için bir konsorsiyuma kiralanacak.
+Axios’a göre Trump yönetimi, Paşinyan’a şu teklifi sundu: Eğer ABD’nin bu koridoru idare etmesine izin verirse, Washington’da güçlü bir dost kazanacak ve gelecekte Azerbaycan’dan gelebilecek olası saldırılara karşı da etkili bir koruma elde etmiş olacak.
Via: x/@bedbolukbasi
Gerginliğin Yükselme Senaryoları ve Bölgedeki Rusya Riski
Büyük güçlerin Kafkasya’ya müdahalesi riski göz önünde. Örneğin, Rusya Ukrayna’daki konjonktürden bağımsız olarak bölgeye müdahil olup tampon bölge oluşturmak isteyebilir. Veya Batılı güçler (ABD, AB), Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını dengelemek amacıyla Ermenistan’a güvence verebilir. Bunlar, doğrudan çatışmayı körükleyebilecek unsurlar. Son gelişmeler ışığında, Kafkasya’da barışın ne kadar kırılgan olduğu bir kez daha görülüyor. Son haberlerde (haziran-temmuz 2025) iki tarafın sınır güçleri arasında ateşkesi ihlal eden hareketlerin sürdüğü rapor ediliyor. Buna karşın taraflar, bir yandan müzakere masasına dönmek isteğini de beyan ediyor. Bölgede gelecekteki denge Rusya’nın bölgedeki tutumuna, uluslararası aktörlerin diplomatik gayretine ve her iki ülke iç siyasetine bağlı. Kamuoyuna yansımış son açıklamalar, tansiyonun sürmekte olduğunu gösteriyor. Kısacası, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bu yeni dönem dinamikleri yakından takip edilmeli. Bölgenin jeostratejik önemi, her gelişmenin Türkiye dâhil tüm bölge ülkeleri için sonuçları olacağını gösteriyor. Son gelişmeler Azerbaycan’ın kendini güçlü gördüğü bir dönemde olduğunu, Ermenistan’ın ise güvenlik arayışında olduğunu işaret ediyor. Rusya’nın sınırlı rolü ve Türkiye-Azerbaycan yakınlığı devam ederken, Gürcistan ekonomik ve siyasi istikrarını korumaya çalışıyor. Yapılacak lider görüşmeleri, sınırda yaşanacak yeni provokasyonlar veya uluslararası müdahaleler, gerginliğin yönünü belirleyecek. Dolayısıyla Kafkasya’da barış umutlarının korunması için bölge aktörlerinin atacağı adımlar belirleyici olacak.
Kategori:
Etiketler:
İlginizi Çekebilir
Orta Doğu’nun Kapalı Kutusu: Dürziler
Dürziler kendilerini “Muvahhidûn” (birleştiriciler) olarak adlandırır ve Ehl-i Sünnet’in dışladığı bir grup olarak görülürler. Suriye ve Lübnanda aşırı Sünni çoğunluk onları İslam dışı (kafir) görmektedir.
Suriye'de Değişen Dengeler ve ABD'nin Pragmatik Politikası
Suriye’de yıllardır süren iç savaşın ardından ortaya çıkan yeni siyasi ve askeri dinamikler, Amerika Birleşik Devletleri'ni, YPG ile arasındaki ittifakı yeniden değerlendirme noktasına getirdi.
FCAS Projesinde Fransa Krizi
Avrupa'nın yeni nesil savaş uçağı projesi olan FCAS, Fransa sanayisinin liderlik talepleri nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya.